MERHAMET İVE  İFFETİN

MERHAMET İVE İFFETİN


Merhamet, Arapça bir kelimedir. bir canlının yaşadığı acı, kusur veya zorluk karşısında duyulan derin üzüntü ve bu durumu iyileştirme, yardım etme isteğidir. Sadece acımak değil, o acıyı dindirmek için kalbin yumuşaması ve harekete geçmesidir.

İnsan en fazla çaresiz, yalnız ve hata yaptığı (suçluluk duyduğu) zamanlarda merhamete ihtiyaç duyar. Kendi gücünün yetmediği veya toplum tarafından dışlanacağını hissettiği anlar, merhametin en şifalı olduğu anlardır.

Merhamet, Arapça bir kelimedir. bir canlının yaşadığı acı, kusur veya zorluk karşısında duyulan derin üzüntü ve bu durumu iyileştirme, yardım etme isteğidir. Sadece acımak değil, o acıyı dindirmek için kalbin yumuşaması ve harekete geçmesidir.
İnsan en fazla çaresiz, yalnız ve hata yaptığı (suçluluk duyduğu) zamanlarda merhamete ihtiyaç duyar. Kendi gücünün yetmediği veya toplum tarafından dışlanacağını hissettiği anlar, merhametin en şifalı olduğu anlardır.
Merhamet ve iffet, ikisi de erdemdir ancak beslendikleri kaynaklar ve yöneldikleri amaçlar farklıdır.
En basit haliyle fark şudur: Merhamet "başkasına" karşı duyulan bir şefkat ve iyilik halidir; iffet ise "kendine" karşı duyulan bir özsaygı ve ölçülü olma halidir.
Bir örnekle açıklayalım:
Diyelim ki yolda yürürken çok acıkmış, zor durumda birini gördün:
• Merhamet: O kişinin haline üzülüp ona yemek alman, cebindeki parayı paylaşman veya ona güler yüzle yardım etmendir. Burada odak noktası karşıdakinin acısını dindirmektir.
• İffet: O kişiye yardım ederken bunu onun onurunu kırmadan, gizlice ve gösteriş yapmadan yapmandır. Ayrıca, kendi imkanların kısıtlıysa elindeki parayı harcarken aşırıya kaçmamak, başkasına el açacak duruma düşmemek için nefis kontrolü yapmandır. Burada odak noktası kendi karakterini ve vakarını (saygınlığını) korumaktır.
Özetle:
• Merhamet, kalbin dışarıya (başkasına) açılmasıdır.
• İffet, iradenin içeriye (nefse) hakim olmasıdır.
Bu iki kavramın birleştiği noktada insan, hem çevresine faydalı olur hem de kendi kişiliğinden ödün vermez.

MERHAMET İLE İFFETİN İMTİHANI
Bir tarafta yapılan küçük bir hata yüzünden iffetin rezil olma durumu,
Diğer tarafta fırsatı eline geçiren Merhamet'in İffet'e  karşı tutumunun nasıl olacağı üzerine kurgulanmış şiirler okuyacaksınız. 
Bakalım İffet Merhametten ne diler.

Acaba merhamet iffetin elinden tutarak ayağa mı kaldıracak, yoksa fırsat bu, eline geçmişken tepe takla ederek bu diyardan sürerek rezaleti mi ona yaşatacak, bunu zaman gösterecek.İşte böylesi bir durumu anlatan kıta kıta şiirler. Gerçekten yaşanmış bir olayın yapay zekâ yardımı ile şiir diliyle anlatımıdır bu. 

Secdedeyken  ben, yalvararak Allah’a,
"Ya canımı al Ya Rab, ya çıkar beni feraha."

Amirimle çıkarken, o geniş merdivenleri,
Uzun boyluydu, azameti şaşırtıyordu görenleri
Dedim: "Aynı yoldayız, sahip çık bu kardeşe,"
Bir umut aramıştım gelecekte yanan ateşe 

Aynı ocağın erleriyiz, "Sahip çık" demiştim, ona
Zor günde bir destek, bir el beklerim, bana
"Ooo seninle aynı ocaktayız, eski kurt, 
Ben olmazsam buraları sen unut," demişti.

 

Sözleri çok güven vermişti bana, o zaman
Ayrılma dilekçesi verecektim, halim yaman
Ben herkes gibi değil, farklı bir kuldum,
Kimsenin görmediği imtihanla sınanacaktım.

Söylesem "delisin" derlerdi halime,
Gelecek belayı sezmiştim gönlümde.
Sadakalar verip, yardım dilemiştim
Rabbimin katında, boyun eğmiştim

Büyük bir sınavın eşiğindeydim,
Bilmem sınavı, nasıl verecektim.
Mescide sığındım ben, yalvararak Allah’a,
"Ya canımı al Ya Rab, ya çıkar beni feraha."

Amirim arar durur, hesap ister yukarıdan,
Parmaklarım titriyor, çıkamam buradan. 
Eğildim Hak önünde o an, sarsılan belimi,
Nasıl doğrultup nere uzatacaktım, elimi  


Secdedeyken  ben, yalvararak Allah’a,
"Ya canımı al Ya Rab, ya çıkar beni feraha."

Amirim arar durur, çağırır yukarıdan,
Şimdi nasıl çıkarım titreyerek buradan
Ne söyleyeceklerdi bana oradan
Vardı merhamet ayetleri Kuran'dan

 

İFFET İLE  MERHAMETİN SINAVI

Geri dön deseler artık dönemem
Boynum bükük, içim hüzünlü benim
Kimsenin yüzüne bakamam artık
Bildiklerimi artık kimseye söyleyemem. 

Ayrılıyorum okulumuzdan geri dönüş yok
Arkamdan konuşacaklardı daha çok çok
İştahım kaçtı geceleri yatamadım tok
Çıkar peşinde koşanlara değsin zehirli bir ok

Amirlerimden biri sıkıntılı olduğumu
Diğeri ise arıyordu bir çıkış yolu
Tutmak istiyordu her iki elimden
Ama hala bilmiyordu huyumu

Amirimin içinde vardı büyük bir şüphe
Hesabını vermeliydim kelime kelime
Bela başıma inmişti göstere göstere
Artık buralardan gitmeliydim çok ötelere

Dedi-kodu yayılmıştı dilden dile
Hemen koşmuştular amirlerime
Hazır fırsat bulmuş koz ellerinde
Vurmak istiyorlardı şimdi yüzüme

Sen burada bittin demişlerdi
Bunu yüzüme karşı söylemişlerdi
Yumruklarını  sertçe sıktılar
Ama aniden çivi gibi çakıldılar.

Öfkelerini kustular dilleri ile
Beni rezil ettiler el aleme
İffetim, haysiyetim artık yerlerde
Metanet aramıştım yüce göklerde. 

Bu diyarda olmayacaksın, dediler.
Bu sözleri sertçe yüzüme söylediler
Takatim kalmadı derman yok dizimde.
Gidiyorum artık, hüzün vardı gözümde.

Yumruklar savrulmuştu havaya
Amirim gelmişti beni almaya  
Usulüne uygun olmayınca oldu hata. 
Burda artı su içemeyecektim kana kana

Dönemem, artık yolum merhamete muhtaç,
Merhamet kapısını bu mahzun kula aç
Karanlığı boğan güneş duğsun inşallah bize,
Merhamet kapısından ışık saçılsın hepimize

Görevim kutsaldı, yıkmak istemem artık,
Yüküm pek ağırdı, yollar karanlık, kırık.
Kaderle yüzleşip gitme vakti gelmişti,
Dar geldi bana buralar vardı artık ıssızlık.

 

Sonra
Hata ettim, pişmanlık bir kor gibi içimde,
Ayrılıyorum bu diyardan pişman biçimde.
Yanılmışım, gönlümde pişmanlık yankılanır,
Merhametle açılan her yol elbet nurlanır.

Hatamın içinde yoktu bir iffetsizlik
Usulde vardı büyük bir yanlışlık
Uzun boylu beyaz tenli bir bey efendi
Gizlice beni adım adım izlemişti

Aradığı mektup  geri dönüşüm içinde,
Merakla takip sürermiş benim pişimde 
Rastlamıştı delile, gizli kalmadı hiçbir şey,
Mektuplarım şimdi, gün yüzüne çıkmış hey!

Sürüyormuş meğer arkamdan bir iz
Neler olacağını gelecekte göreceğiz

 

 

Google+ WhatsApp