Türk Sosyal Hayatında Aile 1. Ünite Konu D

Türk Sosyal Hayatında Aile 1. Ünite Konu D

A Aşağıdaki kavramların anlamlarını karşılarına yazınız?

Eski Türk toplumsal ve devlet yapısında yer alan bu kavramlar, aileden millete kadar olan teşkilatlanmayı ifade eder. Kavramların açıklamaları aşağıda özetlenmiştir:
•Boy: Ortak bir atadan türediğine inanılan, kendi içinde kan bağı bulunan ve aynı töreyle yönetilen bağımsız siyasi ve sosyal topluluktur (kabile). Boyların birleşimi devletin temelini oluşturur. [1,]
•Bodun: Boyların (siyasi kabilelerin) bir araya gelmesiyle oluşan boylar birliği veya kavimdir. Günümüzdeki "millet" kavramının bozkırdaki karşılığıdır. 
•Çeyiz: Geleneksel olarak evlenen çiftlerin, özellikle de kız tarafının kuracakları yeni yuva için hazırladıkları ev eşyaları, giysiler ve değerli materyallerin tümüdür.
•Urug: Oğuşların (ailelerin) bir araya gelmesiyle oluşan sülale, soy veya aileler birliği anlamına gelir.
•Oğuş: Türk toplum yapısındaki en küçük birlik (aile) olup anne, baba ve çocuklardan oluşur. 
•Ög: Eski Türkçe'de anne demektir.
•Toy: Devlet meselelerinin görüşüldüğü, aynı zamanda halkın ve devlet erkânının katıldığı büyük şölenler, bayramlar ve eğlencelerdir. Siyasi kararların alındığı toplantı anlamında da kullanılır.
•Kurultay: Eski Türk devletlerinde devleti ve toplumu ilgilendiren her türlü önemli meselenin (siyaset, ekonomi, savaş/barış) görüşülüp karara bağlandığı en yüksek devlet meclisidir (genellikle Toy ile eşanlamlı kullanılır). 
Sosyal yapının piramidi şu şekilde sıralanır: Oğuş → Urug → Boy → Bodun → İl (Devlet).

Kang: baba

Ot tigin: Evin en güçük erkek çocuğu.

alafranga: Avrupa eğitimiyle yetişmiş, batı uygarlığını benimsemiş (kimse)

alaturga: eski Türk töre, alışkı ve yaşam biçimini benimsemiş buna uygun tarzda yaşam süren

Yozlaşma:

Özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla iyi özellikleri yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak, bozulmak, dejenere olmak, tereddi etmek olarak tanımlanmaktadır. Yine huyu suyu bozulmak ve soysuzlaşmak anlamlarında kullanılmaktadır.

alafıranga: Frenklerin töre, yaşam biçimi ve alışkılarına uygun.

         Avrupa eğitimiyle yetişmiş, batı uygarlığını benimsemiş (kimse)

alaturga: eski Türk töre, alışkı ve yaşama biçimine göre yaşayan ve manevi değerleri benimsemiş kimse

Eski Türklerde ve Türk İslam Devletlerinde aile yapısı ve yaşam biçimine araştıran biri aştırmacının başvurduğu kaynaklar:

İslamiyetten önce yazılmış Türk Destanları İbn-i Batude, Evliya Çelebi, Dede Korkut Destanı, Aşıkpaşazade’nin anlatıları,

Yusuf Has Hacip:          ✓Kutadgu Bilig

Edip Ahmet Yükneki: ✓Atabetü'l-Hakayık

Kaşgarlı Mahmut:         ✓Divanu Lügati't-Türk

Hoca Ahmet Yesevi: ✓Divan-ı Hikmet

İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEM’DE ATLI GÖÇEBE YAŞAM TARZININ  TÜRK AİLE YAPISINA ETKİLERİ

At, Türklerin çok eski dönemlerde ehlîleştirdikleri hayvanların başında gelmektedir. Eski Türklerde günlük hayat ağırlıklı olarak at üzerinde geçmiştir. Büyük sürüleri korumak, bir arada tutmak ve bir yerden başka bir yere sevk etmek, tehlike anında çabucak yer değiştirmek, savaşta galibiyete ulaşmak gibi konularda at büyük bir kolaylık ve üstünlük

sağlamıştır.

*İslamiyet Öncesi Eski Türklerde aile yapısının genel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

-Türk destanları İslamiyet öncesi Türk aile yapısı ile ilgili bilgiler vermektedir.

- İslamiyet öncesi dönem'de Türkler, ocağı yuvanın sembolü olarak görürdü.

-Eski Türklerde hükümranlık yetkisinin kağana Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı.

-Aile kavramının İslamiyet öncesi Türk toplumundaki karşılığı "oguştur.

Babaya ve anneye büyük saygı var.

Baba erkek oğlun, anne ise kız çocuğun yetiştirilmesinden sorumluydular.

Yetim, öksüz, fakir ve kimsesiz çocuklara yardım edilmiştir.

Amca baba yarısıdır diyerek amcaya önem verilerek saygı duyulmuştur.

Kadın ve erkeye önem verilmiştir. 

İSLAMİYET SONRASI TÜRK TOPLUMUNDA AİLE YAPISI

Türkler Hz. Ömer Dönemi’nden (634-644) itibaren İslam ile bireysel olarak tanışmaya başlasalar da Türklerin milletçe İslamiyet’i kabul etmesi birkaç yüzyılda gerçekleşmiştir. Türkler yeni dinin ilkelerini benimseme ve bunlara uygun yaşama hususunda büyük bir sorunla karşılaşmamışlardır. Bunda İslam dininin ilke ve öğretileri ile Türk yaşam tarzı ve toplum yapısının pek çok açıdan benzeşmesi etkili olmuştur.

İSLAMİYET’İN KABULÜNÜN TÜRK AİLE YAPISI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

İslam inancında aile nikâh yoluyla kurulur. Nikâh, taraflar arasında bir akit yani sözleşmedir. Bu sözleşme her şeyden önce birbirleriyle evlenmeleri dinen ve hukuken mümkün olan kişiler arasında yapılır. Kişiler iki şahit huzurunda açık ifadelerle bu evliliği kabul ettiklerini bildirirler. Aklı yerinde, rüşde ermiş (akil baliğ olmuş), hür bir kişi evlenmeye hak kazanmakla  birlikte evlenemeyeceği bazı kişiler vardır.

 İSLAMİYET’İN KABULÜNDEN SONRAKİ  DÖNEMDE TÜRK AİLESİ

İSLAMİYET’İN KABULÜNÜN TÜRK AİLE YAPISI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Devamlı evlenme engeli olan üç grup şunlardır:

a) Kan hısımları: Kişinin anne, baba, amca, dayı,      teyze, hala, nine, dede, çocuk, torun ve yeğeniyle evlenmesi yasaklanmıştır.

b) Sıhri Hısımlar: Kişinin kayınvalide, kayınpeder, üvey olan anne, baba, çocuk, torun, nine ve dede ile evlenmesi yasaklanmıştır.

c) Süt Hısımlar: Kişinin, bebekliğinde kendisini emziren kadın ve bu kadının belli derecedeki akrabaları evlat, kardeş vb. ile evlenmesi yasaklanmıştır.

İSLAMİYET’İN KABULÜNÜN TÜRK AİLE YAPISI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

İslamiyet öncesi Türk toplumundaki bazı uygulamaların İslami kurallarla benzeştiği görülmektedir. Örneğin İslamiyet öncesinde de erkeğin ailesi, kadının ailesine “kalın” adlı bir miktar mal veya para vermiştir. Bu durum İslamiyet’teki "mihr" uygulaması ile benzerlik gösterse de mihrin doğrudan kadına verildiği için ondan farklıdır.

Türk toplumunda yaygın olan tek eşlilik, ailenin mahremiyeti ve kutsallığı anlayışı İslamiyet’ten  sonra da büyük ölçüde devam etmiştir.

İslam dini de tek eşliliği tavsiye etmekle birlikte şayet ilk eşinin izni dahilinde eşler arasında adaleti sağlamak şartıyla erkeğin dörde kadar evlenmesine izin vermiştir.

SEYAHATNAMELERDE TÜRK AİLE YAPISI

Seyahatnameler; gezilen bölgeler ve kaleme alındıkları dönemdeki günlük yaşam, insan ilişkileri, sosyal kurumlar, âdet, gelenek ve törelere ilişkin kapsamlı bilgiler içerir.

İbni Fadlan (877-960), İbni Battuta (1304-1377) ve Evliya Çelebi (1611-1681) eserlerinde Türk kültürü ve aile yapısıyla ilgili

ayrıntılı bilgiler veren önemli gezginlerdir.

GEÇİŞ DÖNEMİ’NİN BEŞ BÜYÜK ESERİNDE TÜRK AİLEYAPISI

İslam dininin Türk edebiyatındaki ilk yansımaları “Geçiş Dönemi Eserleri” olarak bilinen Dede Korkut Hikâyeleri, Kutadgu Bilig, Divanü Lügati't-Türk, Atabetü'l-Hakayık ve Divan-ı Hikmet adlı eserlerde görülür. Bu eserlerde evlilik kurumu, Türk aile yapısı, ailenin işlevleri, ebeveyn-çocuk ilişkileri, çocuk eğitimi gibi konularda çeşitli bilgiler yer almaktadır.

“Vera” sözünden ne anlıyoruz, ne anlama gelir.
Vera, kökeni ve kullanıldığı alana göre farklı anlamlar taşıyan zengin bir kelimedir. Arapçada "günah ve haramdan sakınma", Slav dillerinde "inanç", Latince kökeninde ise "doğru" anlamlarına gelir. [1, 2, 3, 4]
1. Dini ve İslami Anlamı (Arapça)
Tasavvufta ve İslami terminolojide takvanın (dindar olma, günahlardan korunma) en ileri aşamalarından birini ifade eder. [1, 2]
•Sadece haramlardan değil, haram olma şüphesi taşıyan her türlü durumdan ve şüpheli şeylerden uzak durmak anlamına gelir.
•Hayatın her alanında, başkalarının hakkına geçmemek konusunda son derece titiz ve dikkatli davranmayı temsil eder. [1, 2]
Kaynak:

 VERAYA

Zekâ bir araçtır dünya malına,
Nefis kapılırsa hile yoluna,
Yalan ve ihanet çöker kuluna,
Haramla yaşayan yanar diyorum.

Aldatmak, hıyanet dinde yasaktır,
Müminin yüreği temiz ve paktır,
Bu çirkin vasıflar büyük günahtır,
Makamı ebedi nardır diyorum.

Ya zenginlik hırsı, ya şehvet, makam,
İnsanı harama sürükler müdam,
Bu ruhi hastalık kötüdür tamam,
Kalbi çürüten bir zardır diyorum.

Kurtuluş ararsan iki yol vardır,
Biri "vera" derler, kalbe vakardır,
Haramdan kaçınmak kula yarardır,
Takva mümin için kârdır diyorum.

Kökü olmayan bir ağaç gibidir,
Vera yoksa dinde,kar gibi erir,
Hafif bir esinti dalı devirir,
İtaat din için can dır diyorum.

Oruçla takvayı güçlendirsen bir çınar gibi,
Namazda eğildiğin secde bir miraç gibi,
Haramdan kaçmazsan boştur zahmeti,
Kul vera ile bulur Allah’tan gelen rahmeti.

Zekâ bir nimettir, hayatı kurar,
Nefis aldanırsa kendine zarar.
Mümin olan bir kul hakkı  arar,
Kazandığı emeller işine yarar.

Yalan ve ihanet kalbi karartır,
Doğruluk insanın yükün hafifletir.
Aldatmak, ihanet kuldan götürür?
Gönül sarayını temiz tut diyorum.

Makam, şehvet, para bir imtihan,
Beden  hastalığı geçer buna inan.
Gaflet uykusundan uyan be canan
Huzuru takva ile artar diyorum.

"Vera" dediğimiz güzel bir haldir,
Takva yolunda önemli bir yüceliktir
Gönlünü kurutan dertten uzaklaş ki,
Namaz Burak’ın olsun hakka yaklaş

Köksüz bir ağaç dalı tez kırılır, derler
Vera yoksa seni rüzgâr savurur, iterler
Eğilsen de gövden her gün namazda,
Haramdan kaçarsan kalmazsın darda,

 

 

 

 

 

 

 

Google+ WhatsApp