Eğitim-Öğretimin Bir Toplum İçin Önemi

Eğitim-Öğretimin Bir Toplum İçin Önemi


Öğretmenlik, tarihten günümüze kadar insanların sahip oldukları meslekler içinde en anlamlı ve ölümsüz bir mesleğidir. Öğretmenlik mesleği, ürünü insan olan ve başlı başına bir amaç olmaktan öte, bizleri yüce gayemize ulaştıran bir vasıta olarak görüyorum.

Öğretmenin vazifesi, gücü nispetinde erdemli, basiretli, saygın, gelişme ve yeniliklere açık, sorumluluklarını bilen kendisine ve topluma faydalı bir nesil yetiştirmektir.

 İnsan iyi eğitildiğinde; yaratılmışların en seçkini, en donanımlısı ve en bilinçlisi olanıdır.

İnsan eğitilmediğinde ise aynı zamanda yaratılmışların en vahşisi, en acımasızı, en anlaşılmaz iğrenç bir canavara dönüşür.

Ünlü  Aristoteles'e ve İslam düşünürü Gazâlî , İbn Miskeveyh ve Kınalızâde Ali Efendi gibi ahlak düşünürlerinin eserlerinde "insanın ahlakı çirkinleştiğinde hayvanlardan da aşağı, en iğrenç varlığa dönüşeceği" görüşünü savunmuşlar.
• Klasik dönem felsefecisi Aristoteles, insanı "akıllı bir canlı" olarak tanımlar. Ona göre insan erdemden ve ahlaktan yoksun kaldığında, yaratılmışların en vahşisi ve en iğrenci haline gelir. Çünkü silahtan daha güçlü akıl ve irade gibi güçlü duygularını kötülüğe alet eder.
•İmam Gazâlî “insanın fıtrat olarak melekler ile hayvanlar arasında bir yerde durduğunu belirtir. Eğer bir insan ahlakını çirkinleştirir, nefsine, şehvetine esir olursa, meleklerin seviyesinden düşerek yaratılmışların en sefili ve en iğrenci mertebesine iner.

Onun için insan hayatında eğitim; insanların davranışlarını doğru yönlendirmede ve diğer hemcinslerinin haklarına tecavüz etmesinin engellenmesinde birinci derecede önemlidir. Öğretmen işlevini yerine getirirken bu önceliği asla ihmal etmemelidir. Bildiklerini en uygun, en iyi, en güçlü biçimde öğretmelidir. 

Bir insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe sevk etmek, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdırsözü öğretmenlik mesleğinin ve eğitimin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermesi bakımından anlamlıdır.

Eğitim kadrosunu oluşturan bu meslek sahipleri ve bu yol,  kadim değerlerin günübirlik çıkarlarına feda edilmemeli ve bu kutlu sanatı en güzel biçimde icra edilmelidir. Bunun için eğitimin hedefi toplumun heyecanlarını diri tutmalı, topluma yeni, idealler ve hedefler oluşturulmalı. Bu ideallere ulaşmak için yeni yollar yöntemler açmak eğitim ordusunda görev yapan öğretmenin vazifeleri arasındadır.

Karşı karşıya kalacağımız bütün durum ve şartları aşarak insanlık ruhunu her şartta diri kılarak başarıya ulaştırmak öğretmenlik mesleği ile ve eğitimin hedefleriyle bağdaşan bir durumdur.

Öğretmen, hayatın zorlukları karşısında soylu bir sadelikle, yoğun bir sabırla görevini sürdürmelidir.

Kazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makam olmamalı, kazanılması gereken asıl servet;  erdem, basiret, güzel ahlak ve bilgeliktir. Yüreğimizi, ruhumuzu en büyük erdemlerle tezyin ve teçhiz etmeli ve bu amaçlarımıza ulaşmak için öğretmenlerin, ilminden hiç yorulmadan, faydalanmalıyız ve bu uğurda yolumuza bıkmadan, usanmadan büyük bir sabır ve metanetle devam etmeliyiz.

Evrensel çağdaş bir medeniyet kulesi, fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde yükselir.

Sözlerimi Mustafa Kemal'in bu sözleriyle bitirmek istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk bununla ilgili olarak; hitaben şöyle demektedir: "Bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.
Yalnız siz, irfan yolunu açan öğretmenler ordusu mensupları, sizlerin mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söylemek istiyorum. Sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü veya öldürdüğünü öğreten bir özelliğe sahipsiniz." diyor.

   Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar söner.

Google+ WhatsApp