Türkiye'nin AB Birliğine Girme Serüveni

Türkiye'nin AB Birliğine Girme Serüveni

Türkiye'nin Avrupa Birliğine girme macerası AET’nin kurulmasından sonra başladı.

     Türkiye'nin Avrupa Birliğine girme ve üye olma macerası, yaklaşık yarım yüzyıl önce AET’nin kurulmasından kısa bir süre sonra (Temmuz 1959)’da topluluğa tam üyelik için başvuruda bulunmasıyla başlamıştır.

     AET tarafından verilen cevapta, Türkiye’nin kalkınma düzeyinin tam üyeliğin gereklerini yerine getirmeye yeterli olmadığı bildirilmiş ve tam üyelik şartları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanması önerilmişti.

      XX. yüzyılın ikinci yarısında sürekli olarak bu doğrultuda girişimler gündeme geldi. Türkiye, AB''ne girmek ve yakın olmak için elinden gelen tüm istekleri yerine getirdi ve bu uğurda istenilen gayreti fazlasıyla gösterdi. Türkiye'nin her atağa geçmesinde yeni yeni talepler ile ülkemizi oyaladılar. Bitmek tükenmek bilmeyen istekleri ile Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üye olabilmek için kendisinden istenen her türlü istekleri fazlasıyla yerine getirdi.  AB’nin bu istekleri doğrultuda tam 8 uyum paketi kabul edilmiş ve birçok yasal değişiklik yapılmasına rağmen her uyum paketinin kabulünden hemen sonra yeni bir uyum paketi sunmuşlardır. AB’nin bitmek bilmeyen bu istekleri Türkiye’nin önünde aslında zaman kaybından başka bir şey değildir.   

     Yıllarca bize uygarlık abidesi olarak gösterilen AB’nin dayatması Türkiye’nin ulusal çıkarları doğrultusunda bir arayış içinde olması ve, gümrük birliğine girme nedeniyle ortaya çıkan yüz elli milyar dolarlık dış borucu dengelemek için fon yardımlarını yapmaması, fonları Türkiye’yi parçalayacak ve dağıtacak sivil toplumculuk için kullandırılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için son derece olumsuz gelişmelerdir. Son olarak Türkiye’ye yeni bir Yugoslavya tipi dağılma modelini dayatmaları Türkiye’nin ulusal çıkarlarına terstir.

       Avrupa Birliği’nin  Türkiye’nin tam ve eşit üyeliği konusunda güven verici adımlar atmadıkça Türkiye’nin ödün vermesi süreci yanlıştır ve bu nedenle Avrupa Birliği’ne girme macerasından vazgeçmesi gerekir.

       Avrupa Birliğine giriş için öne sürülen şartlar Türkiye’yi Avrupa’nın sömürgesi durumuna getiriyor. Yani Türkiye eğer bu istenen şartları yerine getirirse Avrupa’nın bir uydusu konumuna girer.

   Avrupa; Türkiye’nin 75 milyonluk nüfusu ile bir bütün olarak girmesinden korkuyor.

    Türkiye’nin sahip olduğu din, İslâm Dini, onları korkutuyor. Bu nedenle Türkiye’yi eyaletlere ayırarak eyalet eyalet almak istiyorlar. İslâm Dini’nde de bir takım değişiklik yapılmak isteniyor. Dinler Arasındaki Diyelok ile Muhammet’ siz bir din istiyorlar. Ayrıca bundan emin olmak için bazı büyük şehir belediyelerimizin başkanlarının eşcinsel olmasını istiyorlar. Böylece daha demokratik görünüm arz edebilirmişiz.  

      Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye, Avrupa’da birlik kurma düşüncesi Avrupa ülkeleri arasında dayanışmayı ve barışı sağlamak arzusuyla  ilk defa Sovyetler Rusya’sının tehditleri karşısında ortaya çıktı.

    1951’de altı Avrupa ülkesi (Almanya, Belçika, Hollanda, Fransa, İtalya ve Lüksemburg) kömür ve çelik üretimini birleştirerek Avrupa Kömür ve Çelik Birliğini kurdular.

1957’de Roma Antlaşmasıile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kuruldu.

     Bu birlik, Avrupa ülkeleri arasında ekonomik iş birliğinin gelişmesini, gümrüklerin yavaş yavaş ortadan kaldırılmasını ve ortak dış ticaret tarifelerinin belirlenmesini öngörüyordu. AET’nin kısa zamanda gösterdiği ekonomik büyüme diğer Avrupa ülkelerini de topluluğa katılmaya yöneltti. Bu topluluk daha sonra üyeleri arasında siyasi bütünleşmeyi de öngören Avrupa Birliği (AB) adını aldı. İngiltere, İrlanda, Danimarka 1973’te AB’ye üye oldular. Bu ülkeleri Yunanistan (1981), İspanya ve Portekiz (1986) izledi. 1986’da imzalanan Avrupa Tek Senedi, iç sınırların ortadan kaldırıldığı bir Pazar oluşturdu ve birlik içindeki ekonomik iş birliğini güçlendirdi.

     Avrupa’nın Euro Ortak Para Birimine Girmesi

      1992’de imzalanan ve 1 Ocak 1993’de yürürlüğe giren başka bir antlaşma ise birlik için tek para birimini (Euro) ve Avrupa vatandaşlığını öngörüyordu. AB, sorunlarına rağmen pek çok ülkeyi çekmeye devam etmektedir. Avrupa Birliğinin genişleme politikası doğrultusunda üye sayısı artmış ve hâlen üyelik için bekleyen ülkeler bulunmaktadır. Türkiye’de AB’ye üye olmak isteyen ülkeler arasında yer almaktadır.

     Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne Katılım Süreci Kronolijisi

 - 31 Temmuz 1959:Türkiye, AET’ye ortaklık için başvurdu.

- 12 Eylül 1963:Türkiye ile AET’yi Gümrük Birliği’ne götürecek ve tam üyeliği sağlayacak olan Ortaklık Anlaşması (Ankara Anlaşması) imzalandı. Ancak Ankara Antlaşması geçiş dönemi hükümleri ve tarafların üstleneceği yükümlülükleri belirten Katma Protokol (1973) öngörüldüğü şekilde uygulanmamıştır. AB ve Gümrük Birliğinin temsil ettiği kalkınma modeli dışarıya açık, bütünleşmeyi öngören bir model iken, ülkemizde 1970’li yıllarda içe dönük, “İthalat İkamesi” ne dayalı politikalar nedeniyle uygulanamamıştır.

 - 1 Aralık 1964:Ankara Anlaşması yürürlüğe girdi.

- 23 Kasım 1970:Gümrük Birliği’ne ilişkin kuralları içeren Katma Protokol Brüksel'de imzalandı.

- 1 Eylül 1971:Katma Protokol'ün ticari hükümleri "Geçici Anlaşma" ile yürürlüğe konuldu. AB Türkiye’den ithal sanayi ürünlerine uyguladığı gümrük vergilerini ve miktar kısıtlamalarını –tekstil ürünleri hariç- kaldırdı.

- 11 Ekim 1978:Türkiye, Dördüncü Beş Yıllık Plan süresince Gümrük Birliği yükümlülüklerinin dondurulması ve aynı dönem için yaklaşık 8 milyar dolarlık yardım yapılması talebinde bulundu.

- 22 Ocak 1982:Avrupa Parlamentosu, Türkiye-AET Anlaşması’nın askıya alınmasını Konsey ve Komisyon’dan istedi, ilişkiler fiilen donduruldu.

- 16 Eylül 1986: Türkiye-AET Ortaklık Konseyi toplandı. Böylece 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren dondurulmuş bulunan Türkiye-AET ilişkilerinin canlandırılması süreci başladı.

- 14 Nisan 1987:Türkiye, AT (Avrupa Topluluğu)’ye, tam üye olmak üzere müracaat etti. Süren müzakereler sonunda Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği, 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

12-13 Aralık 1997tarihinde Lüksemburg’da yapılan Avrupa Birliği Zirvesi’nde Türkiye’nin tam üyeliğe ehliyeti bir kez daha teyit edilmiştir. Buna karşılık, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin gelişmesinin Türkiye’nin siyasi ve ekonomik reformların sürdürmesine, Yunanistan ile iyi ve istikrarlı ilişkilere sahip olmasına ve Kıbrıs sorununun çözümü için BM gözetimindeki müzakereleri desteklemesine bağlı olduğu vurgulanmıştır.

 15-16 Haziran 1998’de gerçekleşen AB Cardiff Zirvesi Sonuç Belgesi’nin genişleme ile ilgili bölümünde adayların tam üyeliğe hazırlanma durumunu incelemek üzere kurulmuş olan gözden geçirme mekanizmasına Türkiye de dâhil edilmiştir.

- 10-11 Aralık 1999 tarihlerindeHelsinki’de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Zirve Toplantısı’nda Türkiye’ye oy birliği ile adaylık statüsü tanındı. Diğer aday ülkelerin yararlandığı bütün ekonomik haklardan yararlanacağı, eğitim ve kültür alanlarındakiler başta olmak üzere AB’nin ortak projelerine katılabileceği ifade edilmiştir. AB Komisyonunun 1999’da açıkladığı raporda Türkiye tam üyeliğe aday gösterilmiş ve ülkemize de somut bir “Katılma Ortaklığı Stratejisi” önerilmiştir.

 - 8 Mart 2001:AB Bakanlar Konseyi, Türkiye için Katılım Ortaklığı Belgesi’ni kabul etti.

-13 Kasım 2001tarihinde hazırlanan 4. İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi’nde Türkiye’nin gerçekleştirdiği değişikliklere rağmen Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmemiş tek aday ülke olduğu belirtilmiştir.  Ekonomik alanda yaşanan iki mali krizin Türkiye’nin ekonomik kriterleri yerine getirmesine engel olduğu vurgulanmıştır. Ancak Gümrük Birliğinin kapsadığı alanlarda Türkiye’nin AB standartlarına uyumunun ileri düzeyde olduğu belirtilmiştir.

 - 6 Ekim 2004:İlerleme Raporu ve rapora bağlı tavsiye belgesi yayımlandı. Söz konusu belgelerde Türkiye’nin siyasi kriterleri gerekli ölçüde karşıladığı belirtilerek birliğe katılım müzakerelerinin başlatılması tavsiyesinde bulunuldu.

- 17 Aralık 2004:AB devlet ve hükümet başkanları Zirve toplantısında Türkiye’nin siyasi kriterleri yeterli ölçüde yerine getirdiği belirtilmiş ve katılım müzakerelerine 3 Ekim 2005 tarihinde başlanmıştır.

AB’nin gelişme düzeyinin giderek yükselmesi, uluslararası politik sistemdeki ağırlığını ve etkinliğini de artırmaktadır. Türkiye’nin Batı dünyası içinde yer alması açısından Avrupa Birliğine tam üye olması ülkemizin, vazgeçilmez bir hedefi olarak kabul edilmiştir. Türkiye; AB’ye üye olduğu zaman tarım, hizmet ve emek yönünden zenginliğini AB ülkeleri ile paylaşacak ve bu paylaşım ülkemize ekonomik ve sosyal refah olarak geri dönecektir. Öte yandan Batının bilim ve teknolojisi ile bütünleşmemiz ülkemize önemli yararlar sağlayacaktır.

    D.TÜRKİYE’ VE AVRUPA BİRLİĞİ SERÜVENİ

    Türkiye’nin Gümrük Birliğine Girmesi

Türkiye ile AB arasında 1 Ocak 1996′dan itibaren geçerli olacak şekilde Gümrük Birliği anlaşması imzalandı. Türkiye, AB ülkelerine yönelik olarak gümrük vergilerini kaldırdı. Üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi uygulamaya başladı.

 1999 Helsinki Zirvesi′nde Türkiye, AB′ye aday ülke olarak kabul edilmiş, diğer aday ülkeler ile eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille ifade edilmiştir. Nisan 2000′de Lüksemburg′da toplanan Ortaklık Konseyi, Gümrük Birliği′nden bu yana üzerinde çalışılan hizmetler alanındaki müzakerelerin başlatılması kararı almıştır.

      Türkiye AB′ye Girmek İçin Uyum Yasalarını Çıkarması

      2001 yılında Türkiye′de gerçekleştirilen anayasa değişiklikleri, hukuki ve ekonomik alanlarda gerçekleştirilen reformlar, AB ile olan ilişkilerde ilerlemeye yol açtı. 1 Ağustos 2002′de 14 maddeden oluşan Avrupa Birliği Uyum Yasaları TBMM tarafından kabul edildi.

TBMM′de kabul edilen bu uyum yasalarına göre,

-  Azınlık vakıflarına taşınmaz mal kolaylığı getirilmiştir.

-Derneklerin yurtiçi ve yurtdışı örgütlenmeleriyle, toplantı ve gösteri özgürlüğü önündeki bazı engeller kaldırılmıştır.

-Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar dışındaki tüm idam cezaları kaldırılarak müebbet hapse dönüştürülmüştür.

-Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de RTÜK denetiminde yayın yapılması, bu farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı′nın denetiminde özel kurslar açılması sağlanmıştır.

        TBMM, Temmuz 2003′te 7.Uyum Paketi′ni de kabul ederek AB′ye uyum çalışmalarının hukuki boyutunu büyük ölçüde tamamladı.

Bu uyum paketi ile,

-İfade özgürlüğünün kapsamı genişletildi.

-Yayın imhasına son verilmiş, işkence suçunun soruşturulması öncelikli işlerden sayılmıştır.

-Çocuk mahkemelerinde yaş sınırı 15′ten 18′e çıkarıldı.

-Başbakan′ın teklifi ve Cumhurbaşkanı′nın onayı  ile atanması öngörülen MGK Genel Sekreteri′nin görevleri yeniden tanımlanmış ve MGK′nın her ay yerine iki ayda bir toplanması benimsendi.

        Aralık 2004 Brüksel Zirvesi′nde Türkiye′ye 3 Ekim 2005 tarihinde başlamak üzere müzakere tarihi verildi. Müzakereler halen sürüyor. 

 

 

 

 

 

  

Google+ WhatsApp