Türkiye'nin Gücü

Türkiye'nin Gücü

Anlaşma ve ittifak teklifi size yapılıyorsa bilin ki siz güçlüsünüz şartları siz belirlersiniz onlar kabul eder. Eğer anlaşma ve ittifak teklifini siz başvurarak istiyorsanız o zaman karşı taraf sizden güçlüdür şartları onlar söyler siz uygularsınız.

Atatürk döneminde Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne girişi olayında teklif Batılı devletlerden gelmiştir, bu  durum Türkiye’nin gücünü gösterir. (Dikkat Edin Teklif Karşı Taraftan Geliyor)

Atatürk’ten sonra İsmet İnönü ve sonrasında Adnan Menderes zamanında Birleşmiş milletlere ve NATO’ya girme isteği Türkiye’nin başvurusu doğrultusunda olduğundan onlar da Türkiye’den birçok şartları yerine getirmesini istemişlerdir.

 Bu durum Adnan Menderes Döneminde Türkiye’nin dışarıda izlediği yanlış politikanın gereğidir ki birçok anlaşmaya imza atmıştır. 70 adet Jet uçağı yere gömülmüştür. Eğitim ve Teknolojide sınırlandırmalar getirilmiş. Ekonomide birçok yaptırımları kabul etmiş. Yüksek faizlerle dışarıdan borç para alınmış. 
NATO Kapsamında yabancı müdahalelere iç politikayı açık hale getirmiştir. 
Osmanlılar mı daha güçlüydü yoksa Türkiye Cumhuriyeti devleti mi diye size bir soru sorulsa ne cevap verirsiniz?
Tabi ki birçoğunuz Osmanlı diyecek. Oysa bunu biz tarihe sorduğumuzda Tarih Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı Devleti’nden daha güçlü olduğu delilini ortaya seriyor.  Osmanlı Devleti 18. Yüzyılın son çeyreğinden sonra varlığını Avrupa ve Rusya arasındaki denge stratejisi doğrultusunda ayakta tutmaya çalışmıştır. Bunun için yaptığı anlaşmalarda birçok anlaşmalarda kendi aleyhine şartlar kabul etmiş ve Osmanlı toprakları 18. Ve 19 yüzyıllarında adete güçlü Batılı devletlerin kolonisi durumuna düşmüştür. Ama Türkiye Cumhuriyeti kendi gücüyle, kendi iç dinamiğiyle yapısını sağlamlaştırmaya çalışmıştır. 
 
Birinci dünya savaşı başladığında Osmanlılar savaşa İngilizlerin yanında katılmak istiyorlar İngilizler Osmanlı tarafından gönderilen elçiyi ancak 2 ay sonra kabul ediyorlar. Düşünün durumun vahametine Osmanlı elçisi İngiltere’ye gidiyor. İngiltere’de kraliyet sarayının önünde yatıp kalkıyor ve adam yerine bile konulmuyor. Ancak 2 ay sonra görüşme talebi kabul ediliyor. Düşünün iki ay boyunca yarın, öbür gün derken adamcağızı iki ay boyunca kıraliyet sarayının önünde yatırıyorlar.  Verilen cevapta ise “tarafsız kalınması”  yönünde oluyor. 
İngilizlerden ret cevabı gelince Osmanlılar bu defa Almanya’nın yanında savaşa katılmak istiyor. Almanlar öncesinde bunlar bize yük olur diyorlar, fakat sonradan kararlarını değiştirerek cephe sayısını artırarak İngilizleri zor durumda bırakmak ve ayrıca Osmanlının hilafet gücünden yararlanarak Arapları İngilizlere karşı ayaklandırmak için Osmanlı’nın yanlarında savaşa katılmasına izin veriyorlar. 
Şimdi gelelim II. Dünya Savaşı’na: 
İkinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı devleti yoktu yerinde T.C  Devleti vardı. Savaşa katılma talebi Batılı devletlerden geliyor. Batılı devletlerin Liderleri Türkiye’nin ayağına geliyorlar.  Kendi saflarında savaşa katılma isteklerini dile getiriyorlar. Ama İsmet İnönü kabul etmiyor bazı şartlar ve seçenekler ileri sürüyor.
Tarihin sayfaları bize diyor ki; güçlü olanlara veya gücü olduğunan inanılan devletlere anlaşma talebinde bulunulur. Şartları güçlü olan söyler anlaşma talebinde bulunanlar ise şartları kabul etmekle yetinir.  
Şimdi siz karar verin bu devletin hangisi daha güçlüydü? Ama şuan içinde bulunduğumuz Türkiye’den bahsetmiyorum.  
1932 yılında Türkiye Milletler Cemiyeti’ne girdi. Davet karşı taraftan geldi Türkiye de şartlı olarak bu Cemiyet’e katıldı.  

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; Mustafa Kemal’in sevilmesinin nedeni halka önem vermesi
 Halkın sorunları ile devlet olarak yakından ilgilenilecek adımlar atmıştır. 

Osmanlı Devlet ve yöneticileri ise halka önem vermemiş onların sorunları ile yeterli derecede ilgilenilmemiş bu da halkın nazarında Osmanlı devlet yöneticilerinin değer kaybetmesine neden olmuştur.

Atatürk; dini, dili, mezhebi, inancı, kültürü ne olursa olsun herkese eşit düzeyde kanunlar koymuştur. Ülke topraklarında yaşayan halkı vatandaş olarak önem vermiştir. Atatürk’ün bu anlayışı sadece Türkiye içinde değil dış Türkler tarafından da sevilmesine neden olmuştur. 
 

Google+ WhatsApp