İngiliz Casuz Şerif Efendi/ Armınıu Vambery

İngiliz Casuz Şerif Efendi/ Armınıu Vambery

II. Abdulhamid Han'ın ta burnun dibine kadar sokulan Casus. II. Abdulhamit'in veli olarak bildiği ve güvendiği Şeyh Raşit Efendi veya Raşit Ağa, gerçekte bir İngiliz ajanıydı. Macar Kökenli Yahudi asıllı Raşit Ağa veya Raşit Efendi olarak bilinen bu şahısın gerçek adı Armeniu Vamberi'ydi. 1935'yılında emekli olduktan sonra anılarını yayınladığında ajan olduğu anlaşıldı. Türke'de ise 1965 yılından sonra Abdulhamit'in danışmanı Raşit Efendi'nin bir İngiliz Ajanı olduğu anlaşılmıştır.

Vambery, İngiliz ajanı olarak ilk kez 1889’da II. Abdülhamid’le görüşüyor. Bu görüşmenin neticesinde Öke şu yorumda bulunuyor: “Vambery, II. Abdülhamid gibi vesveseli ve herkesten kuşkulanan, idaresi zor bir padişahın güvenini kazanmış tek yabancıydı.” (S.37) Vambery bu süreçte padişahın kız kardeşi Fatma Sultan’a bir perde arkasında özel Fransızca dersi de vermiş.

İstanbul’daki günlerini çok iyi anlatıyor Vambery, kendisini evinde gibi hissettiğini, çok sevdiği bu ülkenin sıkıntılarına kayıtsız kalamayacağını ifade ediyor.

II. Abdülhamid ile Vambery’nin görüşmelerinde öne çıkan unsur İngiltere’nin Mısır politikasındaki değişikliktir. 1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması ve 1882’de İngiliz askerlerinin Mısır’da görülmesi Osmanlı Devleti’nin İngiltere’ye bakış açısını değiştirmiştir.

Abdülhamid, Mısır meselesini Vambery’ye şöyle açıklıyor: “Mısır hadisesi dururken ve bu iyi ilişkilere girmek istediğim hükümet bu davranışı ile beni tüm Müslüman dünyasında ve halkımın önünde gururumu kırmışken nasıl yaparım? Ben bu şekilde aşağılanmayı kabul edemem.” Abdülhamid, Vambery’e İngiltere’nin ikili oynadığını söylüyor. (S.45) Vambery,

“İslam’a tüm dikkatini veren ilk Osmanlı padişahı”
 İslam’a tüm dikkatini veren ilk Osmanlı padişahıdır. Batı bilimlerinde ise eğitimi çok zayıftır. En ince ayrıntısına kadar Avrupa politikalarından haberdardır. O benim hayatımda tanıdığım en kurnaz Doğuludur.” (S.53)

Vambery, Abdülhamid ile görüşmelerinden istediği sonucu kısa vadede elde edemeyince İngiltere’ye bir teklifte bulunuyor. Osmanlı topraklarının kültürünü, dilini, adetlerini vs. çok iyi bilen özel ajanlar kullanmalarını tavsiye ediyor. Geçmiş padişahlar döneminde sultanların iktidar olduğunu ama muktedir olmadığını, II. Abdülhamid’le birlikte bu durumun değiştiğini İngilizlere gönderdiği mektuplarda dile getiriyor. Burada II. Abdülhamid’in siyasi zekâsını da görüyoruz. Abdülhamid, Vambery üzerinden İngilizlere şu mesajı veriyor: Eğer Osmanlı Devleti’nin çıkarlarına uygun bir dış politika izlemezseniz Almanya’ya yaklaşacağım.

Ayrıca Vambery’ye göre, Osmanlı Devleti Ruslara düşman ve onlara karşı İngilizleri kullanmak istiyor. Bu düşünceler, haliyle Vambery’yi telaşlandırıyor. Durumu İngiliz yetkililer ile paylaşıyor. Zira, Osmanlı topraklarında Alman ve Fransız sermayesi artarken, İngiltere’nin Osmanlı üzerindeki hem prestiji hem de ekonomik kazancı azalıyor.

“II. Abdülhamid devrilmeli”
Vambery’nin mektuplarında zamanla değişen bir dil var. Osmanlı Devleti’nin siyasal olarak iyice köşeye sıkışması ve Abdülhamid’in buna karşın bulmaya çalıştığı çözümler İngiltere aleyhine geliştikçe Vambery’nin üslubu giderek sertleşiyor. Abdülhamid’e açıkça şunları söylüyor: “Avrupa’nın imparatorluğunuzun şu ya da bu parçasını kapmak için sabırsızlandığı acı gerçeğini inkâr etmek gereksizdir. Fakat düşmandan düşmana fark vardır. Ehven-i şer prensibini temel alarak, bütün Avrupa güçleri arasında bir seçim yapmak zorunda kalsanız, inanıyorum ki size en az tehlikeli ve en fazla yararlı İngiltere olacaktır.” (S.129)

Vambery bu dönemde İngiltere’nin Almanya’ya Osmanlı Devleti’ni kendi aralarında bölüşme teklifi ile gittiğini ama Almanların bunu kabul etmediğini paylaşıyor. Ayrıca İngilizlerin doğuda bir Ermeni devleti kurarak, Rusların güneye inmesinin engellenmesi gibi bir politikası olduğunu belirtiyor. 1896’da ise Vambery amacına ulaşamayınca İngilizlere şunu söylüyor artık: II. Abdülhamid devrilmeli. İngilizler, Osmanlı Devleti’nin dağılmasını hızlandırıp, muhalefeti usulüne uygun bir biçimde desteklemeli. İngilizler politikasını aleni bir şekilde değiştirince Abdülhamid’in de tavrı sertleşiyor.

Vambery’nin gözünden devletin yıkılış sürecindeki gelişmeler
Vambery, Osmanlı ile ilgili gözlemlerini de paylaşıyor okurla. Abdülhamid döneminde ülkede ekonomik anlamda iyi bir ilerleme olmadığına, Türklerin çağdaş kültüre ayak uyduramadığına, Rumların ve Ermenilerin ekonomik ve siyasal anlamda hayatlarından memnun olduğuna, halkın önemli bir kısmının padişahı çok sevdiğine ama ondan izinsiz nefes alamadığına, istibdat rejimini kabul ettiğine, Türk aydınlarının da İngiltere’ye karşı öfkeli olduğuna ama Osmanlı’nın büyük bir savaşla yıkılması gerektiğine değinmiş. 

Kitabın sonlarına doğru Vambery, Dünya Siyonist Örgütü’nü toplayan Theodor Herzl’in Abdülhamid’le görüşmesine ve ilişkilerinin ilerlemesine aracılık ettiğine değiniyor.

Mim Kemal Öke’nin yazdığı Saraydaki Casus kitabı, Osmanlı Devleti’nin son döneminde bu topraklarda cirit atan casuslardan Vambery’nin gözünden devletin yıkılış sürecindeki gelişmeleri anlatıyor. Yazarın İngiliz arşivlerine dayandırarak yazdığı kitap, devletin son dönemlerini, Osmanlı Devleti’nin dışarıda nasıl algılandığını, II. Abdülhamid’in devleti ayakta tutmak için verdiği mücadeleyi başarılı bir şekilde anlatıyor.

Mim Kemal Öke, Saraydaki Casus kitabından...

 

 İngiliz hükümeti için Ruslar’ın aleyhine casusluk faaliyetinde bulunduğu bu gezide önce Tahran’a uğradı; orada hacdan gelen bir Türk kafilesine katılıp Hîve, Buhara, Semerkant ve Herat’ı ziyaret etti. Geniş dil ve din bilgisiyle çok inandırıcı olduğu derviş kılığında yaptığı seyahatini başarıyla tamamlayıp aynı yılın kasımında geri döndü. Tahran’dan geçerken İran şahı tarafından iyi karşılandı ve bir nişanla ödüllendirildi. Oradan Londra’ya gitti ve Royal Geographical Society’de seyahatini anlatarak büyük ilgi topladı ve İngiliz basınında yer alan yazılarıyla gündemde kalmaya devam etti.
Tanzimat ricâlinin gözünü büyüleyerek bir ara sadrazam Fuad Paşa’nın kâtipliğine kadar yükselen Vambery, Reşid Efendi müstear ismiyle Orta Asya içlerine kadar seyahat ederek Türklerin içtimai hayatlarını incelemiş ve bu hususta eserler neşretmiştir.

Hayatı gerçekten bir muamma olan Musevi asıllı bu Türkolog, seyyah, kâşif, derviş, yazar, casus gibi pek çok kimliğin sahibi olup, bu kimliklerine göre farklı misyonların adamı olarak bilinmiştir. Orta Asya’da bir taraftan Türkoloji araştırmaları yaparken bir taraftan Ruslara köstebeklik, Osmanlı Padişahı nezdinde İngiltere hesabına ajanlık, İngiltere’de 2. Abdülhamid Han’ın sözcülüğü, Taymis ile Boğaziçi arasında arabuluculuk, Siyonizm namına Filistin’de propagandistlik ona atfedilen görevlerdir.
özellikle II. Abdülhamid’e danışmanlık yaparak büyük bir servet kazanmasıyla da ilişkilidir

Kaynak: Sedat Palut / Dünyabizim.com

Belgesel Video:
Vamberi:

https://www.ssyoutube.com/watch?v=fYEM4u9UDZk

Vambery 34 dk.
https://www.youtube.com/watch?v=lDJjRuh_vnM

Google+ WhatsApp