Türk Sosyal Hayatında Aile 2. Ünite Konu: Türk Aile Yapısının Özellikleri

D BAŞLICA TÜRK AİLE YAPISININ ÖZELLİKLERİ:

İSLAMİYETTEN ÖNCE ESKİ TÜRKLERDE AİLE YAPISININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Erkek çocuklar, sergiledikleri yiğitliğe göre asıl isimlerini alırlardı.

Ailenin sembolü ocaktır.

Konargöçer yaşam tarzı vardır.

Evlilik sırasında erkeğin ailesi, kadının ailesine "kalın" adlı bir miktar para veya mal verirdi.

Kadına önem verilmiştir, hükümdar tahta oturduğunda önce hanımı sonra kendisi tahta otururdu.

Hükümdar eşleri Katun/Hatun ünvanı ile devlet protokolünde yerini almıştır..

Çocuklar temel eğitimlerini ailede özellikle anneden almıştır.

Erkek çocuklar; okçuluk, binicilik, avcılık, yüzme, güreş gibi alanlarda eğitilmiştir.

Kızlar da örgü, dokumacılık gibi alanlarda eğitilirdi.

Misafir ağırlamak, çocuğun bakımı, temizliği ve disiplininden kadın sorumluydu.

Ebeveyinler için ev bir yuvaydı.

Genç kızlar; keçe, halı, kumaş, çadır imal etmişlerdir.

İslamiyet’in Türk Aile Yapası Üzerinde Etkileri:

İslamiyet ile Birlikte Evlenmenin yasak olduğu kişiler kan hısımları, sıhri hısımlar ve süt hısımları olmak üzere üçe ayrılır.

Erkek, evlilik sırasında kadına "mihr" adı verilen para veya mal verirdi.

Konargöçer yaşamdan yerleşik yaşama geçiş başlamıştır.

Kadının farklı dinlerden olan erkeklerle evlenmesi yasaklanmıştır.

Ahiyani Rum, erkekleri, Baycıyan-ı Rum teşkilatı ise kadın ve kızları eğitmiş ve onlara bir meslek kazandırmaya çalışmıştır.

Arap seyyah İbni Cübeyr (1145-1217), görüp tanıdığı diğer toplumlara kıyasla Selçuklu toplumunda  kadına büyük bir saygı gösterildiğini dile getirmektedir. İbni Cübeyr, bu konudaki gözlemlerini "Türk ülkelerinde kadına gösterilen saygıyı gezdiğim hiçbir ülkede görmedim." diyerek bildir

miştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ

Türkçülük düşünce akımı ortaya çıkmıştır.

Kadınlar her konuda erkeklerle eşit haklara sahip olmuşlardır.

Türk aile hayatında köklü değişimlere yol açan Türk Medeni Kanunu kabul edilmiştir.

Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

Batılılaşma Süreci:

Sultan Abdul Mecit Döneminde Mustafa Reşit Paşa’ya verilen bir görevle Tanzimat Fermanı ilan edilmesiyle birlikte başlamış oldu.

Batılılaşma Sürecinde Türk Aile Yapısı

- Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'nin modernleşme sürecinde aile kurumuna ve Türk kadınının toplumdaki rolüne büyük önem vermiştir.

- Aile hukukunun temeli olan Türk Medeni Kanunu'nun 1926 yılında yasalaşması ile birlikte kadın ve erkek eşit haklara sahip olmuştur.

- Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınlarına belediye ve milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanımıştır.

- Modern Türkiye'nin kurulma sürecinde geliştirilen politikalar, günümüz Türk aile yapısının ve kadınların yaşam tarzının dönüşümünde kilit rol oynamıştır.

Soru:

BATILILAŞMA SÜRECİNDE TÜRK AİLE YAPISI

Arap seyyah İbni Cübeyr (1145-1217), görüp tanıdığı diğer toplumlara kıyasla Selçuklu toplumunda  kadına büyük bir saygı gösterildiğini dile getirmektedir. İbni Cübeyr, bu konudaki gözlemle

rini "Türk ülkelerinde kadına gösterilen saygıyı gezdiğim hiçbir ülkede görmedim." diyerek bildir

miştir.

Tanzimat (1839-1876) ve Meşrutiyet (1876-1878/1908-1920) dönemlerinden itibaren eğitim, dil, aile hayatı, kadın hakları

gibi alanlarda yenileşme adımları atılmaya başlanmıştır

Batılılaşma Dönemi’nde Namık Kemal (Görsel 2.24), Ahmet Mithat, Ahmet Cevat  gibi bazı aydınlar Şem

settin Sami'nin kadının ailedeki önemini vurgulayan "Aile demek kadın demektir." sözünü benimsemiş,

kadına değer vermeyen bir toplumun temelden sarsılacağını öne sürmüşlerdir.

Batılılaşma Dönemi’nde kadının eğitimi konusunda önemli değişimler yaşanmaya başlanmıştır. Tan

zimat’tan önce kız çocuklarının eğitimi çoğunlukla sübyan mektepleri ile sınırlıyken Tanzimat Döne

mi’yle birlikte başlayan eğitim hamlesi kız çocuklarının daha üst kademelerde eğitim almasının önünü

açmıştır. Sultan Abdülmecit'in annesi Bezmiâlem Valide Sultan eğitim alanında gerçekleştirilen yeni

liklere büyük katkıda bulunmuş, rüştiye (ortaokul) kademesi üstündeki ilk sivil mektebin kurulmasına

öncülük etmiştir.

1870 yılında ise kız rüştiyelerinde eğitim verecek kadın hocaları yetiştirmek için İstanbul’da Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) açılmıştır.

1915’te İstanbul Darülfünununda (Üniversite) kadınlar için haftada dört gün olmak üzere konferanslar verilmeye başlanmıştır.

Aynı yıl İnas Darülfünunu adı ile kızlara modern anlamda üniversite eğitimi veren bir yükseköğretim kurumu açılmıştır

Osmanlı kadını 1897’de ücretli işçi ve 1913’te ise devlet memuru olma hakkı elde etmiştir. Bu durum,  toplumun kadına yönelik bakış açısında ve kadının sosyal statüsünde olumlu bazı değişiklikleri beraberinde getirmiştir.

 Kadın artık bilim,  sanat, basın-yayın, edebiyat gibi alanlarda adından daha fazla söz ettirmeye başlamıştır.

Başta Fatma Aliye (Görsel 2.26), Şair Nigar, Fatıma Fahrunnisa ve Nuriye Ulviye hanımlar olmak üzere bu dönemin kadın yazarları kadının

aile ve toplumda daha aktif roller alması için çalışmışlardır. Ayrıca kadının kişisel, siyasal, sosyal ve ekonomik haklarının genişlemesi için uğraşmış ve yazılar kaleme almışlardır. Bu çabalar olumlu sonuç vermiş ve kadınlar  yapılan yeni hukuksal düzenlemelerle  bu alanda reform niteliğinde değişikliklerin gerçekleşmesine önayak olmuşlardır

Batılılaşma Sürecinde Türk Aile Yapısı Üzerinde Huki Düzenlemeler:

Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir komisyon oluşturularak İslamiyet’in hukuk ilkeleri  ile Türk-İslam kültüründeki uygulamalara dayanan yeni medeni kanun “Mecelle” (Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye)  adıyla hazırlanmıştır

Kişi, vakıf, aile ve miras hukukuna ilişkin hükümler farklı inanç ve düşüncelerden dolayı bu eksiklikler sonradan giderilmeye çalışılmnıştır.

MEDENİ KANUN:

Medenî kanun, kişi, aile, miras ve eşya hukukuyla ilgili münasebetleri düzenleyen kanundur. Kişilerin hak ve ödevleri, ailenin kuruluşu, miras ilişkilerinin düzenlenmesi, medenî kanunun konuları içine girer.

Osmanlı Devleti on dokuzuncu yüzyıl sonlarında "Mecelle" adıyla bir medenî kanunu yürürlüğe koydu Bireyin hayatı boyunca başkalarıyla kurduğu ilişkiler ve yaptığı işler büyük ölçüde medeni hukukun kapsamı içinde yer almaktadır. Örneğin doğum, erişkin oluncaya kadar ebeveyn velayeti altında bulunma, reşit olma, ikamet etme, nişanlanma, evlenme, mal mülk edinme gibi konular medeni hukuk alanına girmektedir. Hatta medeni hukukla ilişkisi kişinin ölümünden sonra da devam eder. Çünkü kişinin mirasçılarına kalan mal varlığının (miras) paylaştırılması medeni hukukun alt dallarından olan miras hukukuna tabidir. Medeni hukukun alt dallarını aile hukuku, kişiler hukuku, miras hukuku, eşya hukuku ve borçlar hukuku oluşturur. Aile hukuku ise nişanlılık, evlilik, boşanma,  eşlerin sahip olduğu malların yönetimi, aile konutu, evlat edinme, velayet ve nafaka konularını kapsamaktadır.

Aile hukukunu düzenleyen “Hukuk-ı Aile Kararnamesi” (Aile Hukuku Kararnamesi) 1917 yılında yürürlüğe girmiştir.

 Bu kararnamenin hazırlanmasında İslam hukuku esas alınmakla birlikte çağın gerekleri ve toplum yapısındaki değişimler de göz önünde bulundurulmuştur.

Aile Kararnamesi’ne en düşük evlenme yaşının kadında 17, erkekte 18 olması gerektiğine yönelik bir hüküm konulmuştur. Ayrıca kararnameye göre evlenme ehliyetine sahip kadının nikâh akdinin gerçekleşebilmesi için velisinin yanı sıra hâkimin de izni gerekmektedir.

Nikâh, hâkim tarafından kıyılmalı ve mahkemece onaylanmalıdır. Kararname ile eşler arasında ortaya çıkan geçimsizliğin giderilememesi durumunda eşlere boşanma hakkı tanınmıştır. En yoğun tartışmalar çok eşliliğin sınırlandırılması konusunda yaşanmış olup kocanın ikinci bir eşle evlenmesinin yasaklanmasına yönelik bir maddenin evlilik akdinde yer alabileceği kararnamede belirtilmiştir. Dönemin siyasi koşullarından dolayı Hukuk-ı Aile Kararnamesi 1919 yılında  yürürlükten kaldırılmıştır.

Batılılaşma Dönemi'ndeki Edebî Eserlerde Türk Aile Yapısı:

  Batılılaşma Dönemi’nde aile yapısında yaşanan değişimler hikâye, roman, tiyatro gibi edebî eserlerde de ele alınmıştır. Dönemin sanatçıları evlilik, aile kurumu, kadının toplum hayatındaki yeri, çocuk eğitimi, Batılılaşma gibi konularda doğru ve yanlış buldukları

yaklaşımları eserlerindeki kişiler üzerinden örneklendirmiştir. Mesela ilk Türk tiyatro eseri olan Şair Evlenmesi'nde görücü usulü evliliğin neden olabileceği sorunlara mizahi üslupla değinilmiştir.

Alafrangalık,alaturkalık, yozlaşma, dönemin aile yapısı gibi konular da eserlerde yer almıştır. Yazarların eserlerinde bu konuları nasıl ele aldıkları;

 Felatun Bey ile Rakım Efendi (1875), Araba Sevdası (1896) ve Kiralık Konak (1922)Cumhuriyet Dönemi, Atatürk'ün önderliğinde 29 Ekim 1923'te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin  kuruluşunu ve sonrasında yaşanan tarihsel süreci ifade eder (Görsel 2.28). Bu dönem yeni Türk devletinin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal alanda gerçekleştirdiği reformlarla tanımlanır.

Cumhuriyet Dönemi’nde gerçekleştirilen reformlar ile sanayileşme hamleleri sosyal, siyasi ve kültürel alanlar ile ekonomi alanında etkisini kısa sürede göstermeye başlamıştır. Bu alanlarda ortaya

çıkan gelişmeler ise Türk aile yapısında ve aile içi rollerde  bazı değişimlerin yaşanmasını beraberinde getirmiştir.

Cumhuriyet döneminde Hukuk alanında İsviçre Medeni Kanunu’nun alınması kararlaştırılmıştır. Bu kanun üzerinde yapılan küçük

değişikliklerle şekillenen Türk Medeni Kanunu 17 Şubat 1926 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir.

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü, tüm dünyada kadınların daha insanca yaşama isteğini dile getirdikleri bir mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanmaktadır.

II. Ünite Cevap Anahtarı:

2. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevap Anahtarı

1. I-B, II-A, III-Ç, IV-C, V-D, VI-G

2. 2, 3, 9

3. 2, 3, 7, 9

4. 6, 8, 11

5. 4, 10

6. 5, 12

II. Ünite Test Soruları:

13. D

14. A

15. B

16. C

17. B

18. C

19. D

20. E

21. A

22. C

23. B

24. D

 

 

 

 

Google+ WhatsApp