Şiir

Şiir

576-

KURŞUNİ BİR BAKIŞ

Bakışınızla kurşun gibi, vurdunuz beni.
Görmek istemem, artık asla seni
Bir kuldum, bağır yanık bir yaralı,
Meğer kurutmakmış bendeki o asil kanı 


Bilim yolunun neferiydik, aynı mekânda
Birlikte Hakka  inanmıştık Gal-u Bela'da
Gülümsemen şerimiş, hem de büyük kinle
Yıkmak istedin iffetimi, içindeki vesvese ile

Sizi çok yüce biri sanmıştım hani, bir bilsen.
Çıkardın aniden o hırçınlaşan hançeri, bir görsen
Cahilce hançerleyip parçalamakmış meğer beni
Artık duymak istemem, asla o nefret dolu sesini

Ellerini açıp Allah’a yalvaran mümin, sanmıştım
Sözü özü birdir, bakışınıza, gülüşünüze kanmıştım.
Bağnaz bir çevren varmış, meğer koca güvensizlik,
Hak yolunda vardı merhamet, sizde ise önemsiz. 

Esirger mi hiç kulundan rahmetini, Yüce Rahman?
Sarar tüm yaraları merhamet, geçtiği her an.
Ruhları ısıtır sevgi, kalmaz güvensiz hiç bir köşe,
Aydınlanır karanlık elbet, içimize doğar bir gün, neşe.

Eşitlik arar insan, hayat sanki ona matematik,
Sorunları yığar bir ömür, çözümler eskimiş antik 
Rakamlar fısıldar,  her problemin bir sonu var,
Aklın ışığı yandıkça, ortaya çıkar o yüce vakar


Ümit kesilmez Hak’tan, dar sokak genişler, elbet.
Salihler başa geçer, düzelir bu işler, bir gün ilelebet
Masum olanların yaralı kalbi, huzur bulur ebediyet
Gözündeki yaş, sevinçle son bulur, gelir hürriyet

Umutlar ekilir, doğar elbet bir gün güneş.
Bulunur elbet bir gün dengimde, bana bir eş
Kulak verseydin kalbine gelen o derin sese
Ömür boyu dua ederdim aldığın her nefese.


Zaman akıp gider, durmaz dünyada bir anlık,
Sabret ki tükensin, kalbindeki o karanlık.
Gecenin ardında gizlenen o nurdan ilahi ışık,
Ruhun fenersiz kalırsa, kimse sana olmaz âşık

 

Evrenin her köşesinde gizlidir bin-bir problem,
Sadakatle yürür mümin, ona rehber olur kalem
Reddeder uzanan eli, şikâyet eder güvenle,
Anlaşılıp çözülebilirdi bu sorun elbet, hikmetle

 

Bakışın bir kurşun oldu, ok gibi yaraladın beni,
Gülüşün zehir oldu, görmek istemem artık seni,
Yürüyüşün deprem oldu, ortalık enkaz yığını.
Yıktın kendi merhamet evinin kurulu öz dağını


 

MERHAMET KAPISI


Bir defa düştüm merhametsizin eline,
Gönül bağlamıştım o tatlı güzelliğine.
Aldanmışım meğer daldım aşk seline,
Yıkmak istedi hepten burada o kız beni.

 

İlahi bir aşktı, tecelli etmişti sende
Kara sevda desem, her şey bahane.
Yücelmek var iken Burak ile göklere,
Ellerinle yaktın kendi merhamet elini

 

Bağrı yanık sevdalının olmazsın miracı,
Bu kalbi yanık olacaktı sana çok duacı.
Melekler seni överken, biterdi bu acı,
Sana akıl veren dostlarının hepsi yalakaçı

 

O mutaassıp herif yüzünden kafayı bana taktın
Umut kapım olacağını sanmıştım, iffetimi yaktın 
Asıl sevdam sen değildin, bunu asla bilmedin,
Hak’tan bir köprü sanmıştım, ama fitne saçtın

 

Dayandın o kendini bilmez Deli Dumrullara 
Yalvarttın beni o vicdansız, kötü kullara.
Mümin sanmıştım selam söyleme onlara
Meğer Yezit olmuşlar sen kanma onlara

 

Keşke Merhamet kapınızı açsaydınız
Size el açıp yalvaran dile acısaydınız
Kıldığınız namazlar Burak’ın olurdu,
Bu masum dilim daima, duacın olurdu.

 

Miraca yükselen peygamber takvası
Yeşerecekti sende, çıkmazdı bunun kavgası 
Attırdın sevinçten şeytana yedişer takla
Söylediklerimi unutma, hafızanda sakla


Merhametin aynası kem gözden korurdu,
Nazarla sana bakanlara, hicabın olurdu
Bir cellat hükmüyle yıktın sen iffetimi
Tutmak istemem artık asla, o hissiz elini.

 

Etraflıca hakikate varsaydın amansızca
Tatlı dille uyarıp keşke sorsaydın tarafıma
Dostlarını üzerime keşke salmasaydın,
İffetsiz olduğumu keşke yaymasaydın.

 

Kötülük varmış içinde, vesveseye kapılmışsın
Meğerse vesveseye kapılıp şikâyet yapmışsın
Taassubi düşüncenle alamazsın bir karış ifa   
Ararsın elbet bir zamanlar derman ile şifa,

Google+ WhatsApp