TÜRKİYE SELÇUKLULARI

TÜRKİYE SELÇUKLULARI

Türkiye Selçukluları Süleyman Şah tarafından İznik Merkez olmak üzere 1077 tarihinde kurulmuştur.

Anadolu Selçuklu Devleti, Tarihi kaynaklarda  Rum Selçuklu Sultanlığı olararak da anılmıştır.

Arap kaynaklarında ise “Türkiye Selçuklu Devleti "El-Salācika El-Rūm (Selçuklu Rumları)  Fars Kaynaklarında: "Selcūkiyân-i Rūm;  (Selçuk-i Rum/Rum Selçukluları)

Selçuklular Arapça'yı din ve bilim dili, Farsça'yı edebiyat ve devlet dili, Türkçeyi ise saray ve orduda günlük konuşma dili olarak kullanıyorlardı.

Anadolu Selçuklu Devleti (1077-1308)
Kutalmışoğlu Süleymanşâh Devri (1077-1086)
Melikşâh tarafından Anadolu’nun fethine memur edilen Süleymanşâh kısa zamanda İznik’e kadar bütün Anadolu’yu ele geçirerek 1077 tarihinde devletini kurdu. Rey’deki Büyük Selçuklu Sultanı’na bağlı olarak Anadolu’ya hâkim olan Süleyman Şâh Bizans’ın içindeki durumundan faydalanmak suretiyle sık sık Bizans’ın içişlerine karışmaya, taht kavgalarında politikası icabı bazı imparatorlara destek olmaya başladı. Bu arada kardeşi Mansur’un isyanını Sultan Melikşâh’ın Emîr Porsuk komutasında gönderdiği kuvvetin de yardımıyla yendi. 1085 yılında ani bir baskınla Antakya Kalesi’ni aldı. Ancak Antakya’nın fethi, Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş’la arasının açılmasına sebep oldu. Sultan Tutuş ve müttefiki Artuk Bey, Süleyman Şâh’ı Halep yakınlarında yendiler. Süleyman Şâh nehri geçerken üzüntüsünden nehirde boğularak öldüğünü yazmıştır. 
Süleymanşâh, Antakya seferine çıkarken idareyi İznik’te komutanlarından Ebu’l-Kasım’a bırakmıştı. Süleymanşâh’ın ölümünden sonra Ebu’l-Kasım’ın bağımsız hareketlerinden şüphelenen Melikşâh, Porsuk ve Emîr Bozan komutasında Anadolu’ya birlikle gönderdi. Affını istedi ise de Bozan tarafından öldürüldü (1092). Aynı tarihlerde Sultan Melikşâh’ın ölümü üzerine serbest bırakılan Süleymanşâh’ın oğlu Kılıç Arslan Anadolu’ya gelerek babasının mirasına sahip oldu (1092).
I. Kılıç Arslan (1092-1107)
Dönemin Önemli Olayları:
-I. Haçlı Seferi Nedeniyle Haçlılarla mücadele etti
-Başkent İznik’ten Konya’ya taşındı
-Büyük Selçuklularla Savaştı
-Ölümü üzerine başlayan taht kavgaları 1116 yılına kadar sürdü. 
Kılıç Arslan, Ege’de oldukça kuvvetlenen ve Bizans’ın başkenti İstanbul’u fetih için hazırlık içinde olan Çakan Bey (Çaka Bey)’ini Bizans’ın Kışkırtması sonucunda ortadan kaldırdıktan (1097) kaldırdı.  Sonra Malatya’ya giderek burasını kuşattı. Ancak bu sırada büyük Haçlı ordusunun Anadolu’ya ayak bastığını duyarak İznik önlerine geldiyse de sayıca üstün Haçlılar karşısında Anadolu’ya çekildi. Eskişehir önlerinde tekrar şansını deneyen Kılıç Arslan, Haçlı ordusunu Antakya’ya ulaşıncaya kadar gerilla savaşlarıyla rahatsız etti. 
Haçlı saldırıları karşısında tutunamayacağını anlayan Kılıç Arslan bir anlaşma yaparak başkenti Konya’ya taşıdı. Haçlılar bu savaşta Haçlılar büyük zayiat vermelerine rağmen boydan boya Anadolu’yu geçerek Antakya, Kudüs ve Urfa taraflarını alıp buralarda krallık, kontluk veya prenslik kurdular. Bu arada Haçlılar’ın arkasından gelen Bizanslılar da Batı Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz sahil kesimini tekrar kontrollerine almayı başarmışlardı.
Daha sonra Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bazı şehirler üzerine yürüdü. Bu yüzden Musul Atabeki Çavlı, Artuklu İl-Gazi ve Suriye Meliki Rıdvan Kılıç Arslan’ın üzerine yürüdüler. I. Kılıç Arslan da babası Süleyman Şah gibi Büyük Selçuklularla Suriye’de Habur Suyu kenarında yapılan savaşı kaybetti.  Kılıç Arslan Habur’u geçerken boğuldu (1107). Yerine oğlu Mes’ud geçtiyse de diğer kardeşi Şehinşâh O’nu tanımadı. Taht kavgası 1116’ya kadar sürdü.


Sultan I. Mes’ud (1116-1155)
-İlk zamanlarda Danişmentlilerin egemenliğini tanıdı, 
-Maraş ve Elbistan’ı Ermenilerden almıştır
 - Bu dönemde II. Haçlı Seferleri nedeniyle Haçlılara ağır zayiat verdirerek Haçlıları yenilgiye uğratmıştır. 

Sultan Mes’ud başlangıçta Dânişmendli Ahmed Gazi’nin egemenliğini tanımak zorunda kalmıştı. Ancak O’nun ölümünden sonra (1134) bağımsız hareket etmeye başladı. Anadolu’daki Selçuklu hâkimiyetini yeniden kurmaya çalıştı. Ancak yeniden başlayan Haçlı Seferi (II. Haçlı Seferi), bu projesini önledi. III. Konrad idaresinden Alman kuvvetlerini Ceyhan önünde 1147 tarihinde bozguna uğratan Sultan Mes’ud, VII. Lui idaresindeki Fransız ordusunu da önce Yalvaç, daha sonra Batı Toroslar’da Kazkbeli’nde yenerek büyük bir zafer kazandı. Ermeniler’in hâkim olduğu Maraş-Elbistan taraflarını da ele geçiren Sultan Mes’ud bir ara Konya’ya kadar gelen Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’u da durdurmayı başarmıştı. Ölümünden sonra yerine oğlu Sultan II. Kılıç Arslan geçti.
Sultan II. Kılıç Arslan (1155-1192)
-Taht kavgaları ile uğraştı
-Miryekefalon savaşında Bizans’ı ağır bir şekilde yenilgiye uğrattı. 
-III. Haçlı Seferini karşılamak zorunda kalınmıştı. 
-Döneminde on bir oğlu arasında şiddetli taht kavgası çıkmıştır. 
Sultan Kılıç Arslan saltanatının ilk yıllarında kardeşleri, Dânişmendli Yağıbasan ve Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’la uğraştı. Bizans’ın batıdaki meşguliyetinden faydalanarak Anadolu’da birliği sağladı. En büyük rakibi Nureddin Mahmud Zengî’nin de ölümü (1174) üzerine Batı Anadolu ve Marmara dışında bütün Anadolu’ya sahip oldu. Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, Kılıç Arslan tehlikesini ortadan kaldırabilmek amacıyla büyük orduyla hareket geçti. 
Bizans’ı “Miryekefalon” da  (Yalvaç-Karamıkbeli’n de) ağır bir şekilde yenilgiye uğratarak Anadolu’nun tapu senedi olarak kabul edilen bu savaş sonrasında Anadolu Türklerin kesin yurdu olmuştur. 
. Bu büyük zafer Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük önem taşır. Bu tarihten itibaren artık Bizans Türkler’e karşı bir saldırı politikası takip edemeyecektir. Bu zaferle Batı Anadolu ve Eskişehir ilerisindeki bölgeler Türk fethine açılmıştır. Türk orduları kısa zamanda Ege Denizi’ne kadar olan bölgede sayısız şehirleri ele geçirdiler.
Sultan Kılıç Arslan saltanatının sonlarına doğru ülkesini eski Türk geleneklerine uyarak 11 oğlu arasında paylaştırdı. Ancak oğulları arasında şiddetli mücadeleler başladı. Bu sırada III. Haçlı Seferi başlamış ve Frederick Barbarossa büyük bir ordu ile Anadolu’ya girmiştir. Ancak Silifke Çayı’nda Alman İmparatoru’nun ölümü, Anadolu Türklüğü’nü yeni bir felaketten kurtarmış oldu. Ülke taht kavgası içinde iken Kılıç Arslan öldü (1192).


I. Gıyaseddin Keyhüsrev (1192-1211)

-Bu dönemde İstanbul IV. Haçlı seferleri nedeniyle Latinlerin eline geçmiştir.
-Trabzon Rum Pontus ve Ermenilerle savaşarak yenilgiye uğrattı.
-Bizans ile Alaşehir’ de yapılan savaşta hayatını kaybetti.
Babasının yerine tahta çıkan I. Gıyaseddin Keyhüsrev, kardeşi Süleymanşâh’ın baskısı üzerine Bizans’a giderek yardım almayı amaçlıyordu. Ancak istediği yardımı alamadı. I. Gıyaseddin Keyhüsrev de böylece Anadolu’ya geçti. Aynı tarihlerde kardeşinin de ölümü üzerine Selçuklu emîrleri tahta davet ettiler. Saltanatı zamanında Pontus (Trabzon) Rum Devleti İmparatoru III. Aleksios’u yendi, 1207 yılında Antalya’yı aldı. Ermeni Kralı II. Leon’u yendi. Eyyûbîler’in Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yayılmalarını önledi. İznik Rum İmparatoru Laskaris’le yaptığı Alaşehir Savaşı’nda şehit düştü (1211).
I. İzzeddin Keykâvus (1211-1220)
Devrin en önemli olayı 1214 tarihinde Sinop’un zaptıdır. İzzeddin Keykâvus, Anadolu’daki Selçuklu hâkimiyetini pekiştirmiştir.
I. Alâaddin Keykûbâd (1220-1237)
İzzeddin Keykavus’un ölümü üzerine Alâaddin Keykûbâd tahta geçti.
Bu dönemde Selçukluların en parlak dönemi yaşanmıştır.
Anadolu’da Türk siyasi birliğini büyük ölçüde bu dönemde sağlanmıştır. Antalya yakınlarındaki Kolonoros Kalesi’ni alarak burasına kendi adını verdi (Alâiye, daha sonra Alanya). Kırım’a bir sefer düzenleyerek ticareti geliştirecek önemli adımlar attı. Sinop’taki tersanelerde yaptırılan gemilerle bir donanma gönderen Sultan Alâaddin Keukûbâd, burayı ele geçirdi.
 Kıpçaklar Türk sultanlığını egemenliği altına aldı. (1226). 
Ermeni Krallığını vergiye bağlandı. 
Harzemşahlarla Yassıçemen Savaşı’nı yaparak yendi (1230). Zayıflama sürecine giren Harzemşahlar, Celâleddin’in Harzemşah’ın Van civarında yakalanarak öldürülmesi üzerine Harzemşahlar devleti yıkıldı.
 Doğu sınırlarını emniyet altına almak için, kaleleri tamir ettirdi. Asker ve mühimmat bakımından takviye etti. Doğuda büyük bir müdafaa zinciri oluşturdu. Ayrıca Moğol Hakanı Ögedey’e elçi göndererek antlaşma yaparak Moğollara vergi vermeyi kabul etti. Böylece Moğollar’ın tecavüzünden Anadolu’yu korumaya çalıştı.
Komşu devletlerle Moğollara karşı ittifak anlaşmaları yapma girişiminde bulundu.
Allaaddin Keykubat’ın bu uygulamalarından memnun olmayan bazı devlet adamları elçiler onuruna verdiği bir yemekte zehirlediler.  1237 yılında yediği yemekten zehirlenerek ölmesi üzerine yerine oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev geçti. 
  
II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246)
II. Gıyaseddin Devlet’i yönetebilecek liyakat ve bilgiye sahip biri değildi. Bu nedenle hükümdarlığının ilk zamanlarında vezir Saadeddin Köpek’in etkisinde kaldı. Bu dönemde, tecrubeli devlet adamları görevden alındı. Rüşvet ve yolsuzluk yaygınlaştı. Türkler yönetimden küstü. Halkın devlete olan güvenci sarsıldı.  Bunlardan biri Harezm Beyleri’nden ve Selçuklu hizmetine girmiş olan Kayır Han’ın öldürülmesidir. Bu olay Harezm birliklerinin isyanına sebep olduğu gibi devleti uzun zaman uğraştırdı. Sultan II. Gaseddin Keyhüsre Saadeddin Köpek’in tahtı ele geçirme niyetini anlayınca onu öldürttü.   Baba İshak İsyanı (1239) başladı. Babailer isyanı devleti hayli yıprattı.  Anadolu’daki olayları dikkatli bir şekilde takip eden Moğollar’ın Azerbaycan Valisi Baycu Noyan, Anadolu’ya girerek Selçuklu ordusunu 1243 Temmuzunda Kösedağ denilen yerde ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaş Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasına sebep oldu.
Anadolu Selçuklu Devleti’nin Yıkılması
II. Gıyaseddin Keyhüsrev’den sonra işbaşına geçen hükümdarlar beylerin, komutanların elinde birer oyuncaktan farksızdı. 1256 yılında Anadolu’da büyük katliâmlar yapan Moğollar’la Vezir Muinüddin Süleyman Pervane anlaşarak devleti Kızılırmak sınır olmak üzere ikiye ayırdı. 1261 yılında Moğol zulmüne karşı Karamanoğulları ayaklandılar. 
1276 tarihinde Hatiroğulları gene Moğollar’a karşı ayaklandı ancak başarılı olamadı. Bu hareketi destekleyen Mısır Türk Memlûk Sultanı Baybars Kayseri’ye kadar geldiyse de Anadolu’dan istediği yardımı göremedi. 1277 yılında Karamanoğlu Mehmed Bey, Selçuklu şehzâdesi Alâaddin Siyavuş’u Konya’da tahta çıkarmak üzere hareket ettiyse de başaramadı. Bu olay tarihlerde “Cimri Olayı” olarak nitelendirilmektedir.
XIII. yüzyılın sonlarına doğru Anadolu’da Türkmen Beylikleri birer bire bağımsızlıklarını ilân etmeye başladılar.

Kaynak:                                                                                                                                                             ,
Cahen, Claude;  A General Survey of the Material and Spiritual Culture and History C. 1071-1330, 
İng. J. Jones Williams, London 1968, 
p. XXII + 458. Pre-Ottoman Turkey,
Çay, 
Fi’l-Umuri’l-Alâ’iyye (Selçuk Name) C.I, Çev. Mürsel Öztürk, Ankara 1996, s. 468.
Abdulhalûk Mehmet; Anadolu’nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası, 
Sultan II. Kılıç Arslan Ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi,
 İstanbul 1984, s. 162.
İbn-i Bibi (El-Hüseyn b. Muhammed b. Ali el-Caferi er-Rugedi); El-Evâmirü’l-Alaiye 
İbn-i Bibi (El-Hüseyn b. Muhammed b. Ali el-Caferi er-Rugedi); El-Evâmirü’l-Alaiye Fi’l-Umuri’l-Alâ’iyye (Selçuk Name) C.II, Çev. Mürsel Öztürk, Ankara 1996, s. 262.
Turan, Osman; Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul 1971, s. 752 + 1 Ek.
Turan, Osman; Selçuklular Tarihi Ve Türk-İslâm Medeniyeti, Ankara 1965, s. 448.
Uyumaz, Emine; Sultan I. Alâeddin Keykubad Devri Türkiye Selçuklu Devleti Siyasî Tarihi (1220-1237), Ankara 2003, s. VII + 130 + 24 Ek.
Metnin tümüne ''Selçuklu Devri'' isimli dokümandan ulaşılabilir.

 
 Bernard Lewis, Istanbul and the Civilization of the Ottoman Empire, 29; "Even when the land of Rum became politically independent, it remained a colonial extension of Turco-Persian culture which had its centers in Iran and Central Asia","The literature of Seljuk Anatolia was almost entirely in Persian ..."
^"Institutionalisation of Science in the Medreses of pre-Ottoman and Ottoman Turkey", Ekmeleddin Ihsanoglu, Turkish Studies in the History and Philosophy of Science, ed. Gürol Irzik, Güven Güzeldere, (Springer, 2005), 266; "Thus, in many of the cities where the Seljuks had settled, Iranian culture became dominant."
^ Andrew Peacock and Sara Nur Yildiz, The Seljuks of Anatolia: Court and Society in the Medieval Middle East, (I.B. Tauris, 2013), 71-72
^ Turko-Persia in Historical Perspective, ed. Robert L. Canfield, (Cambridge University Press, 1991), 13.
^ Osman Turan, Selçuklular Tarihi
 

Google+ WhatsApp