Hz. İsa ve Hz. Meryem (a.s.) İle İlgili Bir Kıssas

Hz. İsa ve Hz. Meryem (a.s.) İle İlgili Bir Kıssas

Hz. İsa' annesinin öldüğünü görünce ağlamaya başladı

Hz İsa (a.s), annesi Meryem’le bir dağda Allah'a ibadetle meşgullerdi ve gündüzleri oruç tutmaktaydılar. Yemekleri ise, Hz İsa'nın (a.s) hazırlayıp getirdiği dağ bitkileriydi. Bir gün, gün batımına yakın Hz İsa (a.s), annesini yalnız bırakıp sebze ve yeşillik toplamak için dağa gider. İftar vaktinin yakınlaştığında Hz. Meryem namaz kılmak için ayağa kalkar. Aniden Azrail, Hz. Meryem’in yanına gelerek ona selam verir. Hz. Meryem sorar: “Sen kimsin, gecenin bu vaktinde bana selam verdin ve seni gördüğümde korktum?”
Azrail: “Ben ölüm meleğiyim.”
Hz Meryem: “Ne için buraya geldin?”
Azrail: “Senin ruhunu almak için geldim.”
Hz. Meryem: “Birkaç dakika bana mühlet ver ki oğlumla görüşeyim.”
Azrail: “Müsaade yoktur.” der ve o an Hz. Meryem’in ruhunu alır.
Hz İsa (a.s) annesinin yanına geldiğinde, annesinin yerde yattığını görür, onun uyuduğunu zanneder. Bir müddet bekledikten sonra bakar ki annesi uyanmıyor ve iftar vakti de geçiyor, annesine seslenir: “Anne, kalk iftar et!”

 Bunun üzerine annesinin baş tarafından bir ses duyar: “Annen dünyadan göçtü. Yüce Allah, annenin vefatından dolayı sana mükâfat versin.”
Hz İsa (a.s), hüzünlü kalbiyle annesinin cenazesini hazırlamaya koyuldu. O’nu kabrine koydu ve annesinin kabri üzerinde kederli kederli ağlarken bir ses işitti. Başını kaldırdı, annesini berzah cennetinde, yakuttan bir tahtın üzerinde gördü ve ona: “Anne, senden ayrıldığımdan dolayı çok üzülüyorum!” dedi.
Hz Meryem: (s.a) “Oğul, Allah’ı kendine dost edin ki üzüntüden kurtulasın.”
Hz İsa: (a.s) “Anneciğim, oruçlu halde dünyadan gittin!”
Hz Meryem: (s.a) “Allah bana, eşi ve benzeri olmayan en tatlı yemekten yedirdi.”
Hz.İsa (a.s): “Anne, hiç arzun, isteğin var mı?”
Hz Meryem (a.s) “Dünyaya bir daha dönüp gündüzleri oruç tutup geceleri de namaz kılmayı arzu ediyorum. Ey oğul, ölüm peşine gelmeden önce dünyada ahiret azığını toplamaya çalış.”..

(Menahicu’ş-Şari’în, Menhec: 13, s. 591)

Google+ WhatsApp